
Fotoğraftaki kişidir. Yani ben. Yıl 2007. 2 Ocak Salı. Çok değil ama bir kaç gün önce 3 sene çalıştığım iş yerinden ayrılmışım. Ruh kanserine yol açan bu iş yerinden ayrılmanın mutluluğu ile Galata Köprüsü'nde yürüyorum. Yüzüm çok az gözükmesine rağmen ne kadar mutlu olduğum anlaşılıyor. Belediyenin köpek itlaf ekibinin elinden son anda kurtulmuş bir köpek kadar neşeliyim. Fotoğrafran sonra tam sekiz tane yunus aynı anda denizden köprüye doğru fırlayıp mutluluğumu paylaştı. Ayasofya'nın bahçesinden binlerce renkli balon salıverildi gökyüzüzüne ve Sultan Ahmet'den de bir o kadar beyaz güvercin.
Vefa'ya boza içmeye gidiyorum. 3 bardak boza içtikten sonra ne kadar uzun yürüdüğümü fark edip orada bayağı bir süre kalakalacağım. Ayaklarım ağrıyordu. Bu durumu Dostoyevski yazsaydı şöyle diyebilirdi;
3 yorum:
neyse biz şarap içelim.
çamlıbağ mı?
biz ankara bebesiyiz, kavaklıdere içeriz.
Yorum Gönder