2 Ocak 2012 Pazartesi

evde temizlik vardı...delirmişim biraz

hasta numarası yapıp okuldan eve döndüğüm günler olurdu. mahalledeki hafta içi öğlen vakti sessizliği yazın ayrı, kışın ayrı güzel olurdu."oğlunuz hasta, gelin alın" telefonlarından hoşlanmazdı annem çünkü ben eve dönünce onun ev işi programı aksardı. yine de dönerdim. banyo yeni toplanmış olurdu, girer yıkanırdım. inadına değil ama anam avradım olsun. bir şeyleri dökebilir, halıları kaydırırdım. olabilirdi. gerçekten hasta idiysem kesin kusardım ama. elbetteki bu da inadına değildi. tek hatırladığım suçluluk. orada bulunmanın, var olmanın rahatsız ediciliği. yine de okuldan iyiydi be. vallahi. ellibeş kişilik sınıf. şimdi hatırladıkça çıldıracak gibi oluyorum. ellibeş tane çocuk, bir tane sinir hastası eğitimci, "yeni nesil sizlerin eseri olacaktır" vecizesinin altında öğrencilerini dövüyor. vecizeyi veren de hem asker hem başöğretmen. nasıl oluyorsa artık.

bugün hala iş yerinde çaycı hanımların mutfağına girdiğim zaman bir tedirgin olurum. elma yıkayacak olurum mesela, kendime çay alacak olurum. kahve çeker canım mesela ama mutfağa kadar gidip kapıdan dönerim, isteyemem. bu kadınlar bana sinir olurlar diye düşünürüm. o küçük mutfağa girdiğim zaman bütün keyifleri kaçar gibi gelir bana. birbirlerine bakarlar, "yine geldi hırt" derler gözleri ile. tamamen benim uydurmam da olabilir ya, neyse. ben yine de sevimlilik yaparım, şakalar yaparım onlara. o arada çayı dökebilirim, bardağı kırabilirim, soyduğum yeşil elmanın çöpleri yere dökülebilir. çünkü tüm enerjimi beni sevmemelerini engellemeye veririm. bunu genel olarak her zaman yapıyorum diyebilirim. insanlara kendimi sevdiremeyebilirim ama beni sevmemelerini engelleyebilirim.

işte böyle böyle geçti 33 sene. şimdilerde tam anlımın arkasına yerleşmiş bir sabir depresyon ağırlığı. bazen azalır, bazen çok fena coşar. bir şeyleri yanlış yapıyorum. bir şeyleri düzeltmek isterken giderek daha yanlış yapıyorum ama böyle sinsi kediler vardır ya hani sofraya çaktırmadan yaklaşan, işte aynı öyle geliyor ağır ruh hastalığı. görüyorum ama engelleyemiyorum. aniden masanın üstüne çıkacak ve kapabildiğince büyük bir tavuk parçasını araklayıp kaçacak.

sonra yakala kediyi yakalayabiliyorsan.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bazı deli hallerime altlık oluşturması bakımından, akrabaları falan gözlemlerim arada bir. Tuhaf halleri beni rahatlatır. Ne de olsa delilik ırsi birşeydir derim kendi kendime. (Kendimdeki kendimle konuşurum. Ama zaten bizim ailede herkes yapar bunu arada bir :)

Aman Kaptan dedi ki...

kendi kendine konuşmayan kişiden çok korkarım vallahi :)