2 Ocak 2012 Pazartesi

nar likörü,seri katil, mor scooter

dün iki kilo nar ayıkladım.

başlangıç noktasını tam hatırlamıyorum ama sevgilimle nar likör yapmaya karar verdik aniden. bir yandan nar ayıklarken bir yandan da hesap yapıyorum, "şu likörü internetten satsak kaça giderki acaba" diyorum. bir yandan "alkol satmak yasaktır kesin" diyorum. "yasak olmasa ne biçim para yapardım lan" diyorum. sanki dünyada bir tek benim bahçemde nar ağacı var ve bu sihirli likör yapma formülünü bilen tek benim. ciddi ciddi inanıyorum bu işten para kazanabileceğime. içimdeki şerefsiz tüccarı dizginleyemiyorum o anda. sonra vazgeçiyorum tabi. öylesi daha iyi oluyor. vazgeçiyorum, rahat ediyorum.

***

dün bir seri katil romanı yazmaya başladım. gerçi benim tembelliğim katile de sirayet etti ve kurbanlarını gidip tek tek öldürmek yerine onları bir şekilde bir mekana çekti ve toplu olarak öldürdü. böyle olunca katliam yapan psikopat katil oldu ama onun amacı seri katil olmaktı. "bütün bunlar için çok tembelim" dedi kendine ve uykuya daldı.

***

hani bu zenginlerin kendi adlarına okul yaptırmaları, hastane yaptırmaları falan var ya...hayatı çok ciddiye almak olmuyor mu? sen burada yoksun, neden adın anılsın diye bu kadar kasıyorsun anlamıyorum. zaten iki nesil anılır, üç nesil anılır ama dördüncü nesilde senin mezarının üstüne başkasını gönerler. yaptırdığın okulun yerinden yer çekimsiz ortam treni geçer. yerçekimsiz ortam treni... galiba seri katil romanı yazamadığım gibi bilim-kurgu yazmaya da pek meyilli değilim.

***

geçen gün eski bir tanıdığa merhaba dedim, beni hatırlamadığını fark edince "ben kerem" dedim, o da "ben de nadir" deyince, aslında beni hatırlamdığını da kabul etmiş gibi oldu, "hatırlamadın sanırım" dedim, "yok canım" dedi...yok canım...hatırlamaması sorun değil de hatırlamaya çalışmazken bile "yok canım" demesi, işte budur buradaki sıkıntılı mesele. böyle anlarda adamın üstüne gitmek lazım;

-nereden tanışıyoruz peki biz?
-bir gün bize gelmiştin de ablamın odasındaki dolaptan onun sütyenini çalmıştın
-ben o değilim lan... ben sizin evin yolunu bilmem...
-bilmez misin?
-bilmem tabi...
-bre birader kimsin sen o zaman?
-ya bak gördün mü, demiştim tanımadın diye..
-tanımaz olur muyum...ablamın sütyenini çalan çocuk değil misin?
-değilim diyorum ya...
-o zaman ben seni tanımamış değil, başkasıyla karıştırmış oluyorum...
-evet ama "ben o ablanın sütyenini çalan çocuk değilim" dedim sana. şimdi söyle, kimim ben?
-kız kardeşimin bodrum'da takıldığı bir çocuk vardı, scooter'ını mora boyamış...
-(...)
-bildim mi?

sevgili dilenci vapuru okuyucularına seslenmek istiyorum;

sizce bildi mi?

1 yorum:

Ayse Y dedi ki...

bence bilemedi. sen fuşyaya boyadıydın.